Kıbrıs'ın Bölgeleri - Cyprus Journey

Kıbrıs'ın Bölgeleri

Akdeniz’in tam ortasında bulunan ve kendi başına ayakta kalan Kıbrıs adası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi olarak ikiye bölünmüş durumda.

10.09.2020

Kıbrıs’ın Her Şehrinde Farklı Bir Tarih

İki farklı devletin olduğu adanın Türk kesimindeki yaşam, doğal ve tarihi zenginlik, insanının gülen yüzlü misafirperverliği hemen ayrılan özellik olarak karşınıza çıkıyor. Her anlamda kendine özgün mirası ve özelliklerini koruyan ülkenin her bir şehrinin farklı yaşanmışlıkları var; dinlemek istemisiniz?

Kıbrıs'ın Meyve Sepeti Lefke

Kıbrıs'ın meyve sepeti olarak bilinen Lefke, bereketli limon bahçelerinin yanı sıra birçok meyve ve yemişin üretildiği zengin toprağı, ılıman iklimi ve doğal kaynak suları ile tanınan şehri. Eğer burayı yaz aylarında ziyaret etmek isterseniz, Güzelyurt yakınlarında her yıl Haziran ayında düzenlenen Portakal Festivalini ya da Temmuz ayında düzenlenen Ceviz Festivalini takip edebilirsiniz.

İhtişam Dolu Eski Çağı Anımsatmakta

Lefke, Romalılar döneminden bu yana bakır ve altın çıkarılan maden kasabasıydı. Bunların izlerini ve Osmanlı döneminden kalma üç camii ile merkezdeki evler şehrin sömürge geçmişini yansıtmakta. Soli Antik Kenti ve Vouni Sarayı bölgenin en önemli tarihi kalıntılarından. Soli Antik Kenti, Roma kalıntılarının yanı sıra mozaik zeminli bazilika ve restore edilerek günümüze ulaşan anfi tiyatrosu ile ünlüdür. Uçurumun doruklarında mükemmel deniz manzarasını ayaklar altına seren konumdaki Vouni Sarayı halen ihtişam dolu eski çağı anımsatmaya devam ediyor.

Kendine Hayran Bırakan Güzelyurt

Başkent Lefkoşa'dan ya da Girne'den batıya doğru yola çıkıp kıyı şeridini takip ettiğinizde karşınıza çıkacak olan şehir Güzelyurt'tur. Şehirden önce turunçgillerin yetiştiği alanlar ile bozulmamış kırsalda kilometrelerce seyahat etmeye hazır olun. Birebir İngilizce çevirisi ''Beatifulplace'' olan şehir, kendine hayran bırakan zengin ve verimli topraklarıyla ifade edildiği gibi etrafını çevreleyen köyleri de işaret etmekte. Trodos Dağları'nın eteklerine yakın konumuyla Güzelyurt çoğu sebze ve yumuşak meyvenin yetiştiği yer.

Tarihi Kökleriyle Kısa Zamanlı Bir Keşif Turu

Yunanca ismi Morphou olarak bilinen şehir bronz çağından bu yana yerleşimin olduğu ve bakır madenlerinin olduğu önemli bir merkez. Britanya döneminde Lefkoşa ve Gazimağusa'yı demir yolları ağıyla birbirine bağlayarak ulaşım yollarının önemli bir parçası olmuş. Kültürel ve mimari olarak diğer yerleşim yerleri kadar zengin olmasa da tarihi kökleriyle kısa zamanlı bir keşif turu gizli güzelliklerini ortaya çıkartmak için yeterli olacaktır. Arkeoloji ve Doğa Müzesi ile Aziz Mamas Kilisesi kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında. 18.yy'ın sonlarına doğru inşa edilen kilise Gotik ve Bizans mimari tarzını bir araya getirmekte ve içerisinde zarif ve muhteşem cam avizeler yer almakta.

Rüzgar Sörfçüleri Yıl Boyu Kıbrıs'ı Ziyaret Etmekte

Gösterişli altın mücevherlerin de dahil tarihi Kıbrıs sanat eserleri Kilisenin hemen yanındaki binalarda bulunan müzede sergilenmekte. Ziyaretçiler, gezilerini genellikle cumartesi günü kurulan ve yerel ürünlerin satıldığı canlı ve hareketli pazara denk getirmekte. Böylelikle biraz ötede batı kıyıya gidince ulaşılan Lefke şehrinin sunduklarından ve yol üstünde kurulan tezgahlarda satılan taze sıkılmış meyve suyu şişelerinden paylarını almaktalar. Ayrıca rüzgarlı kıyılar ve hırçın dalgalar ile boğuşan binlerce rüzgar sörfçüsü de yıl boyu Kıbrıs'ı ziyaret etmekte.

Afrodit İlk Meyveyi Getirdiği Yer İskele

Trikomo olarak adlandırılan ilçede efsaneye göre tanrıça Afrodit ilk meyveyi Kıbrıs'ta bu bölgeye getirmiş. 12.yy'da yapılan ve günümüzde müze olan Panayia Theotokos ile küçük haç şeklindeki 15.yy'da inşa edilen Ayios Lakovos (St.James) adlı kiliseler İskele ilçesinin tarihi açıdan değerli korunan binaları. Hemen dibindeki balıkçı kasabası Boğaz, limanda sıralanmış harika balık restoranları ile şehrin mutfak kültürünü tatmaya fırsat veriyor.

Rakipsiz İddiası İle Bafra Sizleri Bekliyor

Daha kuzeye gittiğinizde hayran bırakan kumlu kıyıları muhteşem temiz mavi suları ve rakipsiz iddiası ile Bafra sizleri bekliyor. Daha önce bir köy olan Bafra, kaliteli otellerin inşası ile turizmde önemli bir yer haline gelerek büyük bir değişim yaşadı. Gazimağusa'dan Karpaz yarımadasına giderken mis gibi deniz havasını içinize çekmeyi unutmayın. Ve bunun için yolculuğunuza anlık ara vermeyi düşünün.

Doğal Derinliklere Sahip Liman Kenti Gazimağusa

Tarihi boyunca gemi tüccar ve tacirlerini cezbeden Gazimağusa doğal derinliklere sahip bir liman kenti. Farklı dönemlerde kalkınan bölge o dönemin zenginliğinin ölçüsü olan kiliselerinin sayısı ile dikkat çekmekte. Tüccarlar şehre bolca ibadethane inşa etmişler. Mağusa tarihte kiliseler bölgesi olarak tanınmış, yılın her gününe isabet eden ve cennette yer satın almak isteyen kadın ya da erkeklerin yaptırdığı kiliselerle donatılmış. Bu gizemli şehirdeki her kilisenin anlatacak bir hikayesi vardır. Günümüzde Orta Çağ'ın en gösterişli kalıntılarının bulunduğu Gazimağusa'da bir zamanlar kilise olan Lala Mustafa Paşa Camii içindeki büyüleyici Gotik çizgileriyle değişik bir yapıdır.

Eski Bir Kartpostal Gibi Şehir Gazimağusa

Kenti çevreleyen 3 kilometre uzunluğundaki Venedik surlarında yapılan yürüyüş, Osmanlı tarafından fethedilen şehri geçmişten günümüze gelen eski bir kartpostal gibi gözler önüne seriyor. Kıbrıs'ın eski dönemlerdeki krallar kenti Salamis, mükemmel şekilde korunan Roma kalıntılarına ev sahipliği yapmakta. Buradaki heykeller, tarihi sütunlar, tiyatro ve hamam kalıntıları günümüze kadar özelliğini kaybetmeden gelmiştir. İngiliz yazar William Sheakspeare'in Othello adlı tiyatro eserine ilham veren savunma modeli Michelangelo tarafından çizilen Geçilemez kalesi, kraliyet ailesinin kaldığı Venedik sarayları daha bulunamamış hazineleri mucizevi ifşalarla dolu topraktan çıkarılan mezarları ve daha daha niceleri Mağusa şehrini kuzeyin incisi yapmaya yetiyor. Zamana tanıklık etmek, tarihte bir zaman yolcuğuna çıkmak için Mağusa sizi bekliyor.

Tarihi Vaha Lefkoşa

Kendine özgü sayısız özellikleri ile tarihi vaha Lefkoşa, geçmişe büyüleyici bir bakış sunuyor. Şehrin en bilinen güzelliği ortalama 4.5 km uzunluğundaki Venedik Duvarı'dır. Bu duvar şehri çevrelemek için inşa edilmiş ve 11 tabyası ile Üç Şehir kapısı bulunmakta. 16.yy'da yapılan halen çok iyi korunan duvar Eski Şehri sanki bir zaman kapsulü gibi koruma görevini sürdürüyor. Yıllar boyu çok fazla değişikliğe uğramayan Eski Şehir'in dar ve dolambaçlı caddelerinde gezmek isterseniz sakin ama rahatlatıcı atmosfere ve büyüleyici mimarı hazinelere hayran kalırsınız.

Lefkoşa'ya Hayran Kalmamak İmkansız

Büyük Han (The Great Inn), Osmanlılar tarafından 1572 yılında inşa edilmiş. Günümüzde zanaatkâr dükkanlarının ve kafelerin bulunduğu güzel bir avlu olarak kullanılmakta. Gotik ve Katetrale benzeyen dış mimarisi ile Selimiye Camii'nden 400 yıllık Büyük Hamam'a kadar hayran kalınacak sayısız tarihi mekan burada bulunmakta. Tarih boyunca eskimeyen, keşfedilecek ve deneyimlenecek güzelliklere sahip Lefkoşa'ya hayran kalmamak imkansız.

Büyüleyen Tarihin Tacı Girne

İlk yerleşimcileri bu güzel limanın konumunu cezbetmiş. Kilometrelerce uzunluktaki adanın görkemli kumlu sahillerini Akdeniz’in soğuksuları narin ve yavaş bir şekilde okşamakta. Sahiller ise sırtını Beş Parmak dağlarına vermekte. Bu büyüleyici mekanın tacındaki bir mücevher niteliğindeki tarihi Girne şehri zengin kültürel dokusunu yaşamak ve üzerinde iz bırakmak isteyen medeniyetleri cezbetmiş. Yunan, Rum, Fransız, Osmanlı ve İngiliz yerleşimcilerin mimarisi ve gelenek göreneklerinin izleri ile dolu olan Girne’nin Arnavut kaldırımları, küçük limanı ve Bizanslardan kalma dillere destan kalesi tüm ihtişamı ve görkemi ile liman duvarının karşısında konuşlanmış durumda tarihe meydan okuyan havası ve ihtişamı ile duruyor.

Girne İskelesi Ziyaretçilerini En Güzel Şekilde Ağırlamakta

Günümüzde güzel kafe, bar ve restoranlara arka plan oluşturan kalenin o dönem görevi hareketli iskeleyi korumaktı. Birçok tarihi sanat eserine ev sahipliği yapan hisar limanda bulunan harika lezzetler sunan restoranlardaki masalardan bakanları kendine hayran bırakmakta. Güzel Girne iskelesi şanslı ziyaretçilerine hazine değerinde unutulmayacak tecrübe yaşatmakta. Batı kıyısındaki büyüleyici şehirde birçok lüks konaklama merkezi, dinlenme ve eğlence noktaları ziyaretçilerini en güzel şekilde ağırlamakta.

Benzersiz Yaşamı İle Karpaz

Adanın Akdeniz'deki en sivri ve son ucu olan Karpaz yarım adasının kendine özel sakin ve diğer hayatlardan farklı yaşam şekli tüm büyüleyiciliği ile korunmakta. Bir uçtan bir uca 80 km olan bu yarım ada Akdeniz'in mavisi ile yeşilinin buluştuğu sakinliği bozulmamış tek yer. Kuzey Kıbrıs'ın diğer bölgelerine göre daha az insanın yaşadığı ve ıssız altın renkli zengin kumsalları ile Karpaz'daki yaşam alışılmış ada yaşamından benzersiz. Hâlen eski çağlardan kalma atların çektiği araçlarla ekin süren çiftçilerin neşe ile işlerine gittiği, adalarda bolca bulunan eşeklerin özgürce koşuştuğu bakir bir bölge. Karpaz sahilleri sürüngenler, göçmen kuşlar, caretta carettalar ve yeşil deniz kaplumbağaları için bulunmaz bir cennet ve yuva gibidir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Doğal Ulusal Parkı

Maki, selvi ve fıstık çamı ağaçları bin metre yükseklikteki tepelere kadar uzanan topraklar üzerine serpilmiş manzara sakin ve sessiz bir şekilde kıyıya vuran masmavi su ile müthiş bir arka fon oluşturmakta. Yarımadayı çevreleyen deniz bölgenin en berrak ve şınorkelle dalacaklar için büyük bir inceleme fırsatı veren sudur. Ağır hareketten hoşlanmayan ziyaretçiler Karpaz'da daha sakin balık avına çıkabilirler. Kantara kalesi ile Aziz Andrew'a adanmış Apostolos Andreas Manastırı’nın da bulunduğu doğanın değişik birçok çeşidini barındıran bu nadide muhteşem yarımada aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tek doğal ulusal parkıdır.