Kuzey Kıbrıs Hakkında - Cyprus Journey: Kıbrıs Otelleri ile Kıbrıs Tatil Fırsatları

Kıbrıs Hakkında

Kıbrıs’ta çağlar boyunca farklı medeniyetler hüküm sürmüştür. Dönem dönem komşu ülkeler tarafından işgal edilmiş, özellikle stratejik konumu sebebiyle halen daha günümüzde çoğu ülkenin istediği bir adadır. Kıbrıs’ta yaşamın ilk kalıntıları M.Ö 7000 yıllarına dayanmaktadır ve ilk izlenimler Neolitik dönemden kalmadır. Geçmiş çağlardan günümüze kadar gelmiş kalıntılar bulunmaktadır. Bu kalıntılar arasında taş kaplar, takılar, balta, bıçak gibi o dönemlerin kullanılan malzemeleri bulunmaktadır. Bu kalıntılar günümüzde çeşitli müzelerde gösterime sunulmaktadır.

M.Ö 3500 - 2300 arasında Katolitik Çağ yaşanmaktaydı. Bu çağda en yaygın olarak bakır kullanılmaktaydı. Kullanımı bilinmediği için o dönemde bakır kesici alet şeklinde kullanılmaktaydı. Değirmenlik ile Lapta’da bu çağın izlerine rastlanmaktadır.

M.Ö 2300 – 1050 arasında Tunç Çağı hakimdi. O dönem insanlarının tunç üretmeyi öğrenmesi ile beraber Tunç Çağı başlamıştır. Bu çağ kendi içerisinde 3’e ayrılmaktadır. Eski, orta ve genç Tunç Çağı olarak adlandırılmaktadır. Tunç çağının en önemli kalıntıları arasında Tumba Tu Skuru Mezarları, Enkomi Tapınağı, Pigades Tapınağı yer almaktadır.

M.Ö 1050 M.S 395 arasında adada Demir Çağı hakimdi. Tunç yerine insanlar demirden elde edilen aletleri kullanmaya başlamıştır. Demir Çağı Geometrik Devir, Arkaik Devir, Klasik Devir, Hellenistik Devir ve Roma Devri şeklinde ayrılmaktadır.

M.Ö 475 – 325 arasında Klasik Devir yaşanmaktaydı. Mısır egemenliğinin son bulup Pers egemenliğine geçen ada, Büyük İskender’in Persleri İssos Savaşında alt etmesiyle ada Büyük İskender’e bağlanmıştır.

M.Ö 325 – 58 arasında Hellenistik Devir adaya hakimdi. Bu dönemde tiyatrolar, hamamlar, heykeller, kral mezarları yapılmaya başlanmıştır. Büyük İskender’in ölümünün ardından (M.Ö 318) Kral Ptoleme Kıbrıs’ta hüküm sürmeye başlamıştır. 

M.Ö 58 M.S 395 arasında Roma Devri yaşanmaktaydı. Komutan Marcus Porcius Cata tarafından ada Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçirildi. Kıbrıs o dönemde valiler tarafında yönetilmekteydi. St. Barnabas ise o dönemde adada Hiristiyanlığı yaymaya başlamıştır. Bu çağda tiyatro, stadyum, su kemeri, hamam gibi yapılar yapılmıştır.

M.S 395 – 1191 arasında Bizans Devri yaşanmaktaydı. Depremler sonucu harabe olan Salamis Kentini, Bizans imparatoru Constantius (337-361) senelerinde yeniden yapılandırıp ismini Constantia yapmıştır. Ayrıca bu dönemde adanın güvenliği açısından St. Hileron, Bufavento ve Kantara Kaleleri inşaa edilmiştir. Bizans’ın düşüş döneminde Haçlı seferlerinde olan İngiltere Kralı I. Richard Kıbrıs’ı aldı. Fakat o dönemde gerçekleşen isyanlar ve savaş masrafları sebebiyle, 100.000 altın karşılığında Templar Şövalyelerine satmıştır.

Templar Şövalyeleri Dönemi 1191 – 1192 arasındadır. Bu dönem çok kısa sürmüştür. Adadaki yaşamı güzel bulmayan ve sürekli meydana gelen isyanlardan dolayı Templar Şövalyeleri adayı tekrardan Richard’a geri verdiler. Ada geri verildikten sonra Kudüs Kralı Guy de Lusignan ise Richard tarafından adaya getirilmiştir.

Luzinyan Devri 1192 – 1489 arasındadır. Bu dönemde Lefkoşa başkent olmuştur. Adanın gelişimi için halktan vergi toplanmaya başlandı. Bu dönemde adanın gelişmesi ve savunmasının güçlenmesi için yüklü miktarda harcamalar yapıldı. Luzinyan Devri’nde görkemli saraylar, şapeller, konaklar, kiliseler yapılmıştır. Cenevizliler ise bütün adaya hükmetmek istesede sadece Mağusa’ya kadar gelebilerek, oraya yerleştiler. İlerleyen yıllarda Papalık ve İtalyan şehir devletlerinin mücadeleri sonucunda adaya Venedikliler hakim olur.

Venedik Dönemi 1489 – 1570 yılları arasındadır. Kıbrıs Kralı II. Jacques’in ölümüyle, 5 yıl boyunca Kıbrıs’ı yöneten Kraliçe Katerina Kornaro, idareyi Venediklilere devreder. Adanın Venediklilere verilmesinin ardından, Kıbrıs 1 askeri vali ile yönetilsede Kıbrıs adasını yönetmekte zorluk yaşadılar. 1491 senesinde gerçekleşen yer sarsıntıları, hastalıklar ve doğal afetler Venedik yönetimini zora düşürmüştür. Yaşanan olayların ardından Kral Janus vaktinde, Mısır Memluklarına 8000 Duka Altın vergi ödendi.

 

Osmanlı Dönemi 1570 – 1878 arasındadır. Yavuz Sultan Selim 1517’de Mısır’ı fethetmiştir. Ardından Venedikliler ile Şam’da anlaşma yapmıştır. Bu anlaşma kapsamında, Mısır’a verilmekte olan 8000 Duka Altın vergi artık Osmanlılara verilecektir. Bu durumda Kıbrıs resmi olarak Osmanlı İmparatorluğuna bağlandı fakat Venedikliler ise adanın sahibi olarak kalır. Kıbrıs’ta üstlenen korsanlar, bölgeden geçmekte olan ticaret ve hacıları barındıran gemilere saldırmakta ve yağmalamaktaydı. II. Sultan Selim döneminde, Kıbrıs halkının da Osmanlı İmparatorluğuna başvurması üzerine, Şeyhül İslam Ebussuud Efendi, Venediklilerin verdikleri taahhütleri yapmadıkları gerekçesiyle Kıbrıs’ın fethedilmesi için bir fetva yayınlar. 2 Temmuz 1570 tarihinde Osmanlı Ordu’su Limasol’u fethetmiştir.  4 Temmuz 1570’de Tuzla, 9 Temmuz 1570’de Girne Kalesi, 9 Eylül 1570’de Lefkoşa ve 12 Eylül 1570 tarihinde Baf alınmıştır. Daha sonra ise Mağusa kuşatılır. İlk başta direniş gösterseler de 1 Ağustos 1571 tarihinde Mağusa fethedilir ve ada tamamıyla Osmanlı İmparatorluğuna geçer. İlerleyen zamanlarda adanın nüfusunun artması adına Anadolu’dan sanat erbabı kişiler Kıbrıs’a getirilir. Osmanlılar adaya çok sayıda han, hamam, cami, mescit, tekke, kütüphane, çeşme, su kemeri gibi sanatsal yapılar inşaa etmiştir. Bunun yanı sıra eskiden kalan yapıları da restore etmişlerdir. 1877 senesinde, Osmanlı İmparatorluğuna Ruslar tarafından savaş açılır. İngiltere ise Ruslara karşı Osmanlı’ya yardım etme amacıyla, Osmanlı ile gizli bir antlaşma imzalar. Antlaşmanın ardından adanın yönetimi geçici bir süreliğine İngiltere’ye bırakılır. Kıbrıs’ta kaldığı zaman boyunca İngiltere, Osmanlı’ya ilk yıl için 22936 kese altın, ikinci yıl içinse 92799 Sterlin ödemeyi kabul eder. Böylelikle Kıbrıs’ta 300 yıla aşkın süren Osmanlı İmparatorluğu geçici bir süreliğine sonlanır.

İngiliz Sömürge idaresi 1878 ve 1960 yılları arasındadır. O dönemde adada yaşayan Rumlar, Yunanistan’ın desteğiyle birlikte 1931 senesinde isyan çıkararak adayı Yunanistan’a bağlamak isterler. Enonis planını gerçekleştiremeyen Rumlar, 1953 senesinde ‘’EOKA’’ terör örgütünü kurdular. Grivas’ın komuta ettiği EOKA, 1 Nisan 1955 tarihinde yayınladıkları bildirgeyle Türk ve İngiliz vatandaşlarını düşman olarak gördüğünü ve adadan imha edip tek amaçlarının Yunanistan ile birleşmek olduğunu dile getirdiler. Enonis uğruna çok sayıda masum insan hayatını kaybetmiştir.

Gün geçtikçe artan şiddete karşı Kıbrıslı Türkler korunma ihtiyacı hissetmiş ve 1 Ağustos 1956’da Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurmuşlardır. TMT’nin Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmaması için başarılı girişimleri olmuştur. Kıbrıs’ta artan şiddet eğilimlerinin çoğalması üzerine İngiltere, Makarios ve Rum Liderler ile ‘’Self-Goverment’’ üzerine anlaşma yapmaya çalışmıştır. Anlaşma kabul edilmeyince Makarios ve Kipriyanu sürgün edilmiştir. İngiltere, Kıbrıs’ın Türk ve Rum taraflarıyla beraber, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından ortak yönetilmesini önermiştir. Yunanistan tarafında bu teklif reddedilmesine rağmen İngiltere planı uygulamıştır. 1 Ekim 1958 tarihinde fiilen ve resmen Türkiye Temsilcisinin göreve başlaması ile birlikte Yunanistan görüşme masasına oturmuştur.

Zürih’te bir araya gelen Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması konusunda anlaştılar. 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih Anlaşması imzalandı. 19 Şubat 1959 tarihinde ise Londra Anlaşması imzalanarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması için anlaşıldı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasından 3 sene sonra, Rumlar tarafından Türk toplumuna saldırılar başladı. Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla Rumlar tarafından Türkler katledilmeye başlandı. 1963-1974 seneleri arasında geçirilen bu süreç Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sonlandırdı.

20 Temmuz 1974 tarihinde, Garanti Anlaşmasının 4. Maddesi uyarınca Türk’lere karşı yapılan imhayı engellemek amaçlı Türkiye Cumhuriyeti müdahalede bulundu. Bu müdahalenin ardından 1 Ekim 1974 tarihinde Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi kurulmuştur. 13 Şubat 1975 tarihinde ise Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edildi ve Başkanlığına ise Rauf Raif Denktaş  getirilmiştir.

1984 tarihinden sonra yapılan görüşmeler sonucunda 15 Kasım 2002 tarihinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs’a gelerek Kıbrıs sorununu çözmek için adım atmıştır.

23 Nisan 2003’ten sonra ise Güney ile Kuzey arasındaki kapılar anlaşmalı olarak açılarak gidiş ve gelişler sağlanmıştır.